Durumunuzu Seçiniz.
>

 

Doğal ebeveynliği benimseyen bir annenin içgüdüsel olarak en fazla hissettiği şey, bebeği ağladığında ona bir şeyler anlatma isteği­dir. İlk başlarda bebeğin ağlamasının ne anlama geldiğini bilemeyebi­lir ve bebeğe doğru şekilde cevap vermek zor olabilir. Bebeğini daha iyi tanıyıp aralarındaki yakınlık arttıkça bebeğinin ağlama lisanını çözebilme ve doğru bir şekilde rahatlatma becerisine de güvenmeye baş­layacaktır. Bebeğin ağlaması gerçekten bir lisandır ama anne-bebek ilişkisinin ilk dönemlerinde size yabancı gelebilir. Bebeğinizi dinleyip cevap verdikçe, onun ne demek istediğini daha iyi anlayacaksınız.

Ağlamak Bir Bağlanma Aracıdır

Bebeğin ağlaması kendi lisanıdır. "Bir şeyler yanlış, lütfen düzelt!" deme şeklidir. Bebeklerin ağlaması, ihtiyaçlarının karşılanmasını isteyerek hayatta kalabilmelerine yardımcı olmak üzere tasarlanmış­tır. (Ve bebeklerimizin sadece hayatta kalmalarını değil, büyümele­rini de isteriz.) Araştırmacılar, bebek ağlamasını mükemmel bir işaret olarak kabul ederler: ilgi çekecek kadar rahatsız edici, ama ebeveynlerin bebeğe cevap vermek yerine ondan kaçmak isteme­lerine neden olacak kadar da değil. Ağlamak, bebeklerin ebeveyn­lerini yakınlarında tutmak için kullandıkları bir yöntemdir. Bebeğini­zin ağlamasına hem kulaklarınızla hem de kalbinizle cevap verin. Bebekler, ebeveynleri cevap verince genellikle ağlamayı keser­ler. Bu da ağlamanın bağlanmayı sağlayan özelliklerinden biridir. Varlığınız, kollarınız ve ilginizle bebeğinizin korkularını dindirdiğiniz zaman, hem bebeğiniz hem de siz kendinizi daha iyi hissedersiniz. Bebeğinize karşı ne kadar duyarlı olursanız, onun verdiği işaretleri o kadar iyi anlarsınız ve kendinizi ona o kadar bağlı hissedersiniz. Bebekler her yerde ağlarlar ama bebeklerin ağlama şiddetleri gibi ebeveynlerin duyarlılığı da büyük ölçüde farklılık gösterir.

Bebeğin ağlamasına cevap vermek her zaman kolay değildir. Özellikle de İlk haftalarda, siz daha onun lisanını öğrenmeye çalışır­ken ve sinyal verme becerileri henüz gelişmemişken büyük bir hüs­rana neden olabilir. Ama buna dayanın ve bebeğinize cevap verme­ye devam edin. Bebeğinizin ağlamasına cevap verme yönteminiz, ona daha az ağlamayı öğretebilir. Ebeveynler ve bebekler ilk aylarda sinyal-cevap verme alıştırmasını yüzlerce kez yapınca, bebekler da­ha iyi sinyal vermeyi öğrenirler. Ağlamaları daha az rahatsız edici ve daha anlamlı bir hale gelir. Siz de ona daha doğru bir şekilde cevap vermeyi öğrenirsiniz; ne zaman evet veya hayır diyeceğinizi bilirsiniz. Bir süre sonra, bebeğiniz sinyal vermekte ve siz de onun verdiği sin­yalleri anlamakta o kadar iyi bir hale gelirsiniz ki, çok az bir ağlamay­la bile birbirinizi anlayabilirsiniz. Doğal ebeveynlik bebeklere daha hoş bir şekilde ağlamayı öğretir derken bunu kastediyoruz. İşte size bu konuda bazı tavsiyeler:

Bebeğinizin ağlama ihtiyacını azaltacak koşullar yaratın. "Be­nim bebeğim çok nadiren mızıldanır; buna ihtiyacı yok" diyen bir anne, bebeğinin çoğu zaman sakin ve mutlu olacağı bir ortam ya­ratmıştı. Bağlanma yöntemlerinin hepsi bebeğin ağlama ihtiyacını azaltır. Emzirilen bebekler daha az ağlarlar, çünkü daha çok kuca­ğa alınıp beslenirler. Askıyla taşınan bebekler daha az ağlarlar, çün­kü daha fazla kucakta taşınırlar. Ebeveynleriyle birlikte yatan bebek­ler daha az ağlarlar, çünkü beslenmek veya rahatlatılmak için başka bir odadan seslenmeleri gerekmez. Bebek yeni doğduğu andan iti­baren emzirildiği, askıyla taşındığı ve ebeveynleriyle aynı yatakta ya­tırıldığı için kendini iyi hisseder ve çok az ağlar. Ona bakan kişi he­men yakınında ise bebeğin şiddetle ağlamasına gerek yoktur. Dinleyici yakındaysa, sesi yükseltmeye gerek var mıdır? Bağlanma yöntemlerini uygulayan ebeveynler, yeni doğan minik bebeklerinin ihtiyaçlarını öngörme konusunda o kadar uzmanlaşırlar ki, bir sorun olduğuna işaret eden ilk sinyalde, daha bebeğin ağlamasına fırsat vermeden ona hemen cevap verirler.

Bağlanma Tarzı Ağlama

"Katıla katıla ağlamaya ihtiyacım vardı" dendiğini ne kadar sık duy­muşsunuzdur? İyi bir ağlama, gerilimi azaltır ve bu fenomen fizyolojiye dayanır. Dr. William Frey, Crying: The Mystery of Tears (Ağlamak: Göz­yaşlarının Sırrı) adlı kitabında, insanların gözyaşlarında stres hormonla­rının bulunduğunu ve duygulanıp ağlamanın, göze kaçan şeylerin ne­den olduğu gözyaşlarından kimyasal ve hormonal anlamda farklı olduğunu gösteren araştırma sonuçlarına yer vermiştir. Ayrıca araştır­malar, gözyaşlarında endorfin benzeri hormonların bulunduğunu da göstermektedir (endorfin, beyinde iyi duygular yaratan hormondur).

Bebeğin gerilimden kurtulmak ve rahatlamak için ağladığı du­rumlarda olacaktır. Ama bu durum onu ağlamaya bırakmak için bir neden değildir; sadece ebeveynlere, bebeklerini her zaman susturamayabileceklerini hatırlatır. Aslında bebeğinizi susturmak sizin göreviniz değildir. Sizin göreviniz, bebeğiniz üzgünken ona ilgi göstermek ve yanında olmaktır. Bebeğinizi rahatsız eden durumu düzeltemediğiniz için kendinizi suçlu veya yetersiz hissetmeyin. Sadece bir süre ağlamaya ihtiyaç duyuyor olabilir. Diğer yandan, herhangi bir ağrının neden olduğu ağlama, gerilimin neden olduğu ağlamadan farklıdır. Ağlamanın sebebini bulmak için çaba göster­meye devam edin. Doğal ebeveynliği benimseyen bir anne olarak aradaki farkı anlayacaksınız.

Bebeğinizin ağlamasını aldatmaca değil, bir iletişim şekli ola­rak kabul edin. Minik bebekler iletişim kurabilmek için ağlarlar. Aldatıldıklarını zannetmek sadece ebeveynlerin akıllarından geçen bir düşüncedir. Hemen "Bu bebek benden şimdi ne istiyor?" düşünce­sine kapılmak yerine, bebeğinizin ağlamasını isteğinin karşılanması İçin bir işaret olarak düşünün. Eğer bebeğinizi şımartmaktan veya sizi kontrol etmesinden korkuyorsanız, o zaman ona nasıl cevap vereceğinizi iki kez düşünürsünüz. Bebeğinizin ağlamasını bir kont­rol tekniği değil, bir iletişim aracı olarak kabul edin. Bebekler kont­rolü ele geçirmek için değil, iletişim kurabilmek için ağlarlar.

Bebeğinizin ağlama öncesi verdiği sinyalleri anlamayı öğrenin. Bebekler çok endişelendiklerinde ağlarlar. Bir bebek ağlamadan önce, yetişkinlerin onu rahatlatmasına ihtiyaç duyduğunu gösteren sinyaller verir; endişeyle bakmak, kollarını çırpmak, heyecanla ne­fes alıp vermek, dudaklarını titretmek, kaşlarını çatmak, meme emer gibi bükülmek veya bir şeylerin yanlış olduğunu anlatacak başka türlü bir beden dili kullanmak bunlardan bazılarıdır. Bebeğinizin yanında olmak ve onu yakından gözlemlemek, bu sinyalleri anlamanıza yardımcı olur. Ağlama öncesi verilen bu sinyallere ce­vap verirseniz, bebeğiniz de ilgi görmek için her zaman ağlamasına gerek olmadığını öğrenir. Bu durum özellikle de ağlamaları hızla "kır­mızı alarm" seviyesine yükselen ve bir kez ağlamaya başladıktan sonra sakinleştirilmesi zor bebekler için geçerlidir.

Hızlı cevap verin. Bebeğinizin ağlamasına geç cevap verirseniz, o da daha şiddetli ağlamayı öğrenir. Araştırmalar, ağlamalarına der­hal cevap verilen bebeklerin, yaşı daha büyük olan bebekler kadar az ağladıklarını göstermektedir. Bebeğinize ne öğrettiğinizi bir dü­şünün. Ona cevap vermeyi geciktirirseniz, bebeğiniz de sizden ilgi görebilmek için tüm şiddetiyle ağlaması gerektiğini öğrenir. Sonra yeniden rahatsızlık duyarsa, doğrudan şiddetli bir şekilde ağlama­ya başlar. Daha uysal mizaca sahip bazı bebekler, ebeveynlerinden tepki görmedikleri zaman ağlamayı kendi kendilerine kesebilirler. Ama çoğu bebek çok daha inatçıdır. Bebeğinizi derhal rahatlatmak çok daha nazik bir davranıştır.

"Karayipler yaklaşımını" deneyin. Bebeğin mızıldamasına rahat bir şekilde cevap vermek, genellikle şiddetli bir şekilde ağlamasını engeller. Bebeğinize bağlanırsanız birbirinizin ruh halini anlamaya başlarsınız. Bebeğiniz sizin endişeli olmadığınızı hissederse, o da sakinleşir. Biz buna "Karayipler yaklaşımı" diyoruz. Omuzlarınızı sil­kip, biraz gülümseyerek, "Sorun yok bebeğim" diyebilirsiniz.

Bilim diyor ki: Erken cevap vermek daha az ağlamak anlamına gelir.

1974 yılında bir grup araştırmacı, çocukları neyin becerikli kıldığını inceleyen araştırmaları gözden geçirmek üzere bir araya geldiler. Bağ­lanma araştırmalarını incelerken şu sonuca vardılar: Bir anne, bebeği­nin ağlamasını ilk 6 aylık dönemde ne kadar çok göz ardı ederse, be­bek ikinci 6 ayda o kadar çok ağlayacaktır.

İsterseniz Siz de Bu Makalemize Puan Verebilirsiniz.

Puan: 66/100 (172 Oy verildi)

En Çok Arananlar:
Yazar: Leylekler Getirdi
Google
Üye Giriş Paneli
Kullanıcı adı : Oturumumu sürekli açık tut
Şifre :
     
 
Mail ile paylaş

 

Doğumdan Sonra (Lohusalık)
Kategorisindeki Diğer Konular
  • Yorumlar
  • Benzer konular
Sağlık Hamilelik / Gebelik
    Sosyal Ağlar
  • Bizi Google+'da bulun
Leyleklergetirdi.com içeriği bilgi nitelikli olup bir sağlık uzmanı tarafından yapılan teşhis ve tedavi yerine geçmez.
©2010- 2019 Leyleklergetirdi.com Tüm Hakları Saklıdır.

Yeni Mesaj
Alıcı:
Konu:
Mesaj:
 
Sil Onay
dd
  
Sil Onay
dd