Durumunuzu Seçiniz.
>

Hipofiz bezi, burun kanalları arkasında, beynin altında bulunur. Endokrin bezler içersinde en önemli olan yapıdır ve küçük bir boyuta sahiptir. İşlevi, vücut için vazgeçilmez hareketlerdir. Uzun dönemli büyüme, günlük fonksiyon ve üretkenlik yeneği ile ilişkili olan kontrol merkezidir. Hipofiz bezinde iki yapı vardır; ön lob ve arka lob. Ön lob, göğüste süt üretimini harekete geçirmek için altı ayrı hormonun üretimi ile sorumludur. Bu hormonlar; büyüme hormonu, tiroid bezleri, yumurtalıklar, testis ve böbrek üstü bezlerindeki faaliyet geçirerek endokrin sisteminin diğer kısımlarıdır. Arka lob ise; iki farklı hormonu üretmekle hükümlüdür. Bunlar; oksitosin ve antidiüretik hormonlarıdır. Bu iki hormonun da ayrı ayrı görevleri mevcuttur. Oksitosin; emzirme döneminde, kadınlarda göğüsten süt gelme olayını harekete geçirmek için faaliyette bulunur ve doğum sırasında rahim kasılmalarını hızlandırmayı sağlar. Antidiüretik hormon ise, idrar çıkışını kontrol ederek böbrek üzerinde faaliyet gösterir. Hipofiz bezinin, vücuda etkisi bu kadar fazlayken, bu bezde oluşan rahatsızlıklar son derece önemlidir. Bunlardan biri de; hipofiz bezi tümörüdür.

Beş tane hipofiz bezi tümöründen bahsetmek mümkündür. Akromegali, jigatizm, prolaktinoma, kraniofarinjiyoma ve cushting sendromu.


Akromegali, hipofiz bezinin aşırı faaliyeti sonucu, kişide yüzün irileşmesi, el ve ayakların aşırı büyümesi ile kendini belli eden hipofiz bezi tümörüdür. Bu kronik rahatsızlık, yetişkin bireylerde görülür ve buna bağlı olarak gelişim tamamlandıktan sonra büyüme hormonunun artan salgısı yüzünden ortaya çıkar. El, ayak, çene ve kafatası kemiklerinin aşırı miktarda büyümesiyle oluşur. Bu rahatsızlığa yakalanan kişide, en fazla dikkat çeken değişiklik, alın ve çene kemiklerinde abartılı bir büyümedir. Bunun sonucunda, genişlemiş ve kabalaşmış yüz hatları ve birbirinden oldukça ayrık dişler görülür. Büyüme çağından sonra kemiklerdeki uzamanın durması nedeniyle, iskelette kalınlaşma gerçekleşir. Bu rahatsızlık, büyüme hormonun aşırı salgılanması nedeniyle kendini gösterir ve etki olarak; iskelet ve iç organlarda büyüme olarak kendini gösterir. Kalp genişleyebilir, buna bağlı olarak kalp yetmezliği ve yüksek tansiyon ortaya çıkabilir. Akromegali tedavi edilmesse şeker hastalığı, göz sorunları ve vücut görünüşünde değişikliklere neden olur. Kalp, vücut için gerekli oksijen ve besini taşıyan kanın vücuda dağılmasını ve dokulara ulaşmasını sağlar. Pompa yoluyla gerçekleştirir. Kalp yetmezliğinde kalp çalışmaya devam eder, acak yeterli miktarda kanı dokulara ulaştırmada başarısız olur. Tedavi edilmediği takdirde, hasta için hayatı zorlaştıran bir rahatsızlıktır. Kan akımının azalması ile birlikte kalbin kasılma yeteneği de yavaş yavaş kaybolur. Kasılmayan kalp, kanı pompalyamaz. Vücudun ihtiyacı olan kanı, kalbin pompalayamamasına kalp yetmezliği denir. Yüksek tansiyon tedavisi mutaka yapılmalıdır, aksi takdirde damar sertliği, felç, kalp krizi ve beyin kanaması gibi durumlar görülebilir. Şeker hastalığı, vücudun şeker yakma sırasında ortayap çıkan bozukluğun neden olduğu bir rahatsızlıktır. Tıp dilinde diabet olarak adlandırılmaktadır. Akromegali için uygulanacak ameliyat, kişide hastalığın ilerlemesini ve çeşitli göz komplikasyonlarının artmasını engelleyebilir. Görünüşte meydana gelen değişikliklerin, genellikle geri dönüşü yoktur. Şeker hastalığı, kalp, damar ve karaciğer hastalığı riski oldukça yüksektir, ancak sigara içmemek gibi önemler alınarak bu risli azaltmak mümkündür.

Gelişim hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak vücudun normal dışı gelişimi ve büyüme göstermesi olarak bilinen rahatsızlık jigantizm olarak adlandırılı. Çok sık görülmeyen bu rahatsızlık, akromegaliye benzer ve hipofiz bezi tarafından büyüme hormonun aşırı salgılanması sebebiyle ortaya çıkar. Akromegali ile arasındaki fark; jignatizmde büyümenin hızlanması ve yetişkin bir birey olma sırasında aşırı uzun boyun ortaya çıkmasıdır. Bu iki rahatsızlık arasındaki fark, bu olaydan etkilenen kişinin yaşıdır. Jigantizm yetişkinlik dönemini tamamlamamış olan bireylerde ortaya çıkar, ancak uzun boylu çocuklardan birkaçı jignatizm rahatsızlığına yakalanır. Bu hastalık tedavi edilebilir; tümör çıkarılarak ya da aşırı salgılanan büyüme hormonu bastırılarak, hastalığın ilerlemesinin önüne geçilebilir. Hastalığa yakalanma oranı kadın ve erkeklerde aynıdır.

Vücut ölçülerinde oluşan anormallik dışında, kişinin yüz görünütüsü değişmektedir. Bunun dışında karakterinde de farklılaşma görülür. Kaba davranış sergileme, bu farklılaşmanın en belirgin özelliğidir. Bireyde fazla salgılanan büyüme hormonu; kalp, solunum sistemi ve diğer hormonal sistemleri olumsuz yöne etkilemektedir. Büyüme hormonundaki bu fazla salgılanma durumu, kişinin ölüm riskini iki ile dört kat arası arttırmaktadır. Organların büyüme miktarı, kendileri arasındaki uyumu zorlaştırmaktadır, bu da kişiye zarar verir. Jignatizmin diğer bir etkisi ise; cinsel organların işleyişini de bozmasıdır. Hastaların kanında fazla miktarda insülin bulunmaktadır. Bu insülin, bireylerde diyabete neden olur. Bu hastalık ise, vücudun besinlerden yararlamasını sağlayan normal süreci bozar ve kandaki glükoz miktarını yükselmesine neden olur. Bunun sonucunda da kişinin hayatı hem zorlaşır hem de hayatın devamlılığı konusunda çok büyük tehdit unsuru olur. Kan damarlarında, gözlerde, böbreklerde ve sinir sisteminde tehlikeli sonuçlara neden olabilir. Aşırı idrara çıkma, susama, yorgunluk, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar ve koma durumu diyabetin en belirgin özellikleridir. Görme kusuru, felç, kalp rahatsızlığı, böbrek hasarı, yara iyileşmesine gecikme ve sinir lifleri yıkımı diyabetin yol açtığı olumsuzluklardır. Bu rahatsızlığın tam olarak tedavisi henüz mümkün değildir, ancak araştırmalar devam etmektedir. Diyabete neden olan jignatizmin tedavi yöntemi olarak; cerrahi yöntemle tümörün çıkartılması, ilaç tedavisi ya da radyoterapi önerilmektedir. Eğer bu rahatsızlık dikkate alınmayıp tedavi edilmesse, çok daha büyük sorunlara sebep olur. Hastalarda meydana gelen kanser vakaları da çok fazladır.

Prolaktin hormonunun aşırı salgılanması ile ortaya çıkan hipofiz bezi tümörü prolaktinoma adı ile tanınır. Kadınlarda prolaktinomanın en sık görülen belirtisi, adet düzensizliği ya da hiç adet görmemesi ve kısırlıktır. Gözlemlenen diğer bir etki ise; doğum yapmamış kadınların göğüsünden süt gelme durumudur. Bu olay, çok ender olarak erkeklerde de görülebilir. Bunun dışında; erkeklerde de kısırlık ya da iktidarsızlık şeklinde kendini gösterebilir. Prolaktin hormonundaki artış, doğum kontrol hapları ve sakinleştiricilerin kullanılması ve hipofiz bezi tümörü tarafından aşırı miktarda üretilmesi nedeniyle meydana gelir. Bu rahatsızlığın tedavisi için uygulanan ilk yöntem, ilaç tedavisidir. Hasta olan birey mutlaka endokrin uzmanına başvurmalıdır. İlaç tedavisine yanıt alınamassa ameliyat uygulanır ya da gama knife tedavisi yapılır. Gama knife; gama ışınlarının beyine yollanmasıdır, yani ışın tedavisi olarak bilinir. Verilen ışın, hücreleri bozuyor ve tümörün yok olması sağlanıyor.

Kraniofarinjiyoma, hipofiz bezi tümörünün diğer bir çeşidir. Görsel bozukluk, bağ ağrısı ve cinsel gelişme yetersizliği şeklinde kendini gösterir. Baş ağrısı, çeşitli hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilen bir belirtidir, genellikle basit rahatslıkların belirtisidir ancak bazen de ağır hastalıkların belirtisidir. Bu yüzden küçümsenmemeli ve süreklilik kazanma durumunda doktora başvurulması şarttır.

Cushting sendromu, böbrek üstü bezi tümörünün neden olduğu bir rahatsızlıktır.
Akromegali ve jigantizm hipofiz bezinin aşırı etkinliği sebebiyle ortaya çıkar. Hipofiz bezi, büyüme hormonunu aşırı bir şekilde salgılar ve bu türden bir aşırı salgılama genellikle bezlerde bir tümörün gelişmesi ile ortaya çıkar. Bu rahatsızlığa hiperpituitarizm adı verilir. İştahın artmasına rağmen kilo kaybı, nabız ve tansiyon artması, sinirlilik ve terleme, boynun alt kısmında şişme ve adele zayıflığı olarak kendini gösterir. Hipertriodizm iki türü mevcuttur. Bunlar, graves rahatsızlığı ve guatr. Hipertiroidizm, vücudun normal enerji harcamasında bir artık içerir. Bu değişikliğin bir sinyali, iştahtaki artıştır. Artan vucüt faaliyeti için daha fazla yakıta gereksinim duyulacaktır. Vücut, aşırı miktarda ısı meydana getirir. Diğer insanlar üşürken ya da normal bir ısı hissederken, hipertiroidizmi olan hasta sıcaklık hisseder. Avuçlar, sıcak ve terli olur, ellerde titreme meydana gelebilir. Kalp güçlü ve süratli bir şekilde çarpar, bazen ise süratli bir düzensizlik durumuna gelir. Bu hastalar, uyumakta güçlük çekebilir. Kişide hipertiroidizm mevcutsa, troid bezi büyür, ancak bu büyüme fark edilemiyecek kadar azdır. Troidi uyaran anormal antikorun gözlerin üzerinde çok büyük etkisi vardır. Kişide, gözlerin ileri çıkmasına, göz kapaklarının genişlemesine, aşırı göz yaşlanmasına ve bazen de çift görme durumu görülür.

Hipofiz bezinde iki türden tümör gelişebilir, bunlardan birine kraniyofarnjiyoma adı verilir. Bu tümör büyüdükçe, hipofiz bezine baskı meydana gelir. Bu baskının sonucunda, hormon salgısı azalabilir ve hipopituitarizm ya da şekersiz diyabet rahatsızlığı ortaya çıkabilir.

Şekersiz diyabet; aşırı susama ve idrar miktarında artış olarak kendini gösterir. Isim ve belirti olarak şeker hastalığına benzemektedir, ancak karıştırılmaması gerekir. Eğer doktor, şekersiz diyabetten kuşkulanırsa, hastadan susuzluk testi ister. Bu testte, kişi birkaç saat susuz bırakılır. Bu süre içersinde, çıkardığı idrar ölçülür, şekersiz diyabeti olan kişide susuz bırakılmasına rağmen idrarında azalma görülmez. Bu rahatsızlık, şekersiz diyabet hormonu takiyesi ile etkili bir şekilde tedavi edilir. Tedavi olarak; cerrahi müdahale ve beslenme şeklinde yapılacak düzenlemeler olarak gösterilebilir. Cerrahi müdahale olarak; ameliyat ya da radyasyon terapisi uygun olabilir. Beslenme olarak ise; yemeklerde tuz milktarının sınırlandırılması tavsiye edilebilir.

Hipopituitarizm, hipofiz bezinin hormolardan bir ya da daha fazlasını yetersiz miktarda salgılaması ile görülen rahatsızlıktır. Bu durum, bezdeki herhangi bir tümör nedeniyle ortaya çıkabilir ya da ciddi bir kafa yaralanmasından sonra gelişebilir. Bazen ise, doğumdan sonra kadınlarda ortaya çıkabilir. Bunun sebebi de; hamilelik sırasında normal olarak büyümesi gereken bez aşırı miktarda büyür ve bunun için gerekli olan oksijen veya kanla verilen diğer maddeler vücut tarafında karşılanamaz hale gelir. Sonra, hipofiz bezi dokularının bir kısmı ya da hepsi ölür. Bu rahatsızlığın teşhisi; hipofiz hormonların yetersiz salgılaması çocuklarda görülen cücelikle gerçekleşir. En önemli bulgu, büyümede meydana gelen yavaşlamadır. Bu yavaş gelişme, doktor tarafından saptanabilir. Nadir görülen bu rahatsızlıktan doktor şüphelenirse; kan ve idrarda hormo düzeyini ölçmek üzere çeşitli testler uygulanır. Kan şekeri düzeyini indirmek için insülin iğnesi uygulanır ve bu da hipofiz bezinde hormon üretimini sağlar. Tedavisi; hipofiz bezindeki işlev bozukluğunun derecesine bağlı olarak çeşitli hormonların verilmesine dayanır. Büyüme hormonu, kortikosteroidler ve diğer hormonlar olarak üç ayrı grupta incelemek mümkündür. Büyüme hormonu; bu ilaç tedavisi hipofiz bezi hormonlarının yerini tutabilecek hormonları içerir. Kortikosteroidler; böbrek üstü bezinin işlevi azaldığında, doğal kortizol hormonunun yerine genellikle kullanılır. Diğer hormonlar; östrejen, testosteron ya da troid hormonları yetersizse, bunların alınması gerekebilir. Ikinci çeşit hipofiz bezi tümörü, adenomdur. Bu tümör fazla yayılmaz, akromegali, jigartizm ya da cushing hastalığı gibi rahatsızlıkların sonucu olarak hormonların aşırı salgısı oluşmaz, ancak göz sinirleri üzerinde ve yakınındaki normal hipofiz bezi dokuları üzerinde mekanin bir baskı oluşturarak herhangi bir zarara neden olabilir.

Doktor muayene edereken, kişide meydana gelen fiziksel değişiklikleri araştıracaktır. Ağrı ve acılar, ellerde sızı, aşırı terleme bu araştırmanın başlıca özellikleridir. Yetişkin bir bireyde, el ve ayak büyümleri de doktor tarafından dikkatle incelenir. Hastada meydana gelen görme bozukluğu araştırılır, tümör büyüyerek görme sinirine baskı yapar ve her iki gözde görmeyi etkiler. Görme alanı ölçülerek, görme kaybı olup olmadığı araştırılır. Bu rahatsızlığın diğer önemli bulguları; genel yorgunluk, derinin aşırı yağlı olması ve dilin normalden büyük olmasıdır. Ka dolaşımında bulunan ve salgılanan hormon düzeyinde artış olup olmadığını belirlemek için özel kan ve idrar testleri yapılır. Gözlemlenen değer yüksek bulunursa, bilgisayarlı beyin tomografisi ya da manyetik rezonansla hipofizdeki tümör tespit edilebiilir. Yapıla test sonucu, akromegaliden şüpheleniyorsa, röntgen çekilip, kafatasında meydana gelen değişiklikler saptanabiir.

Hipofiz tümörünün ne kadar tehlikeli olduğu da ayrıca ele alınması gereken bir konudur. Ne kadar geliştiğine bağlı olarak adımlar atılır, tedavisi ona göre uygulanır. Erken teşhis, tümörün tamamen tedavi edilebilme olasılığını arttırır. Tedavi sırasında olumsuz bir durumla da karşılaşılabilir. Hipofiz bezi, tümörün ortadan kaldırılması ya da çıkarılması sırasında bazen zarar görebilir. Ancak, bu yüzden, çok fazla endişe duymaya gerek yoktur, çünkü hayat boyu devam edecek hormon tedavisi ile kontrol altına almak mümkündür.

İsterseniz Siz de Bu Makalemize Puan Verebilirsiniz.

Puan: 96/100 (125 Oy verildi)

En Çok Arananlar:
Yazar: Leylekler Getirdi
Google
Üye Giriş Paneli
Kullanıcı adı : Oturumumu sürekli açık tut
Şifre :
     
 
Mail ile paylaş

 

Genel Sağlık
Kategorisindeki Diğer Konular
  • Yorumlar
  • Benzer konular
Sağlık Hamilelik / Gebelik
    Sosyal Ağlar
  • Bizi Google+'da bulun
Leyleklergetirdi.com içeriği bilgi nitelikli olup bir sağlık uzmanı tarafından yapılan teşhis ve tedavi yerine geçmez.
©2010- 2014 Leyleklergetirdi.com Tüm Hakları Saklıdır.

Yeni Mesaj
Alıcı:
Konu:
Mesaj:
 
Sil Onay
dd
  
Sil Onay
dd