Durumunuzu Seçiniz.
>

Çaresizlik

Çocuğunuzun Davranışı

Bebeğiniz her gün belli bir saate belli bir biçimde ağlamaya başlayabilir. Örneğin her gün saat dörtten akşam saat yedi­ye—tam akşam yemeği zamanına—kadar ağlayabilir. Ve onu yatıştırmak için ne yaparsanız yapın—ister kucağınıza alın, isten birlikte yürüyün—ağlamayı kesmeyebilir. Eğer bebeğiniz böyle yapıyorsa bu muhtemelen sizi si­nirlendirecek ve bundan dolayı da kendinizi suçlu hissetme­nize sebep olacaktır. Bebeğiniz çok "kolay" bir bebek olmayabilir. Belki uyu­makla ilgili bir derdi vardır. En hafif bir ses bile onu uyan­dırmaya yetiyor olabilir. Ve onunla birlikte geceleri sık sık uykusuz kaldığınız için bitip tükenmiş olabilirsiniz. Ya da mamasını kaldırıp atma eğiliminde olabilir.

Onu sağlık kontrolü için doktora götürdüğünüzde sürekli çığlık çığlığa ağlayabilir. Bu sizi daha da sinirlendirebilir. Eğer sakinleştirilmesi ve bakılması çok zor bir bebeğiniz varsa, bir bebek sahibi olmakla hata edip etmediğinizi bile düşünebilirsiniz. Eğer bebekken bakımlarını daha kolay yap­tığınız çocuklarınız varsa, bu sefer neyi yanlış yaptığınızı merak ediyor olabilirsiniz. Anne baba olacak türden bir in­san olduğunuzdan bile şüphelenmeye başlayabilirsiniz. Ve bu tür düşünceler, muhtemelen kendinizi daha da kötü his­setmenize yol açar.

Çocuğunuz Neler Düşünüyor, Neler Hissediyor?

İncindim. Dünyadaki her şey. beni rahatsız ediyor gibi görü­nüyor. Bazen, yemekten nefret ettiğim mamalar yüzünden midem ağrıyor. Ama yemek yemekten de nefret etmiyo­rum, çünkü açım. Her iki durumda da kendimi kötü hissedi­yorum ve bu beni çileden çıkarıyor. Annem beni uyutmak için salladığında, sallantı beni uyandırmaktan başka bir şeye yaramıyor. Yorgunum ve uyumak istiyorum, ama beni salladığı sürece bir türlü uyku­ya dalamıyorum. Beni salladıktan sonra kendimi kötü hisse­diyorum, ama onu nasıl durduracağımı bilmiyorum. Ne ka­dar ağlarsam beni o kadar çok sallıyor.

Bir şeylerin yolunda gitmediği kanısındayım. Annemin yardımına ihtiyacım var. Ama ne kadar ağlarsam ağlaya­yım, yaptığı şeyin bana yardımı dokunmuyor. Ve kendi ba­şımın çaresine nasıl bakacağımı bilmiyorum; korkuyorum. Bazen içimde bir şey patlayacakmış gibi geliyor. Her şey çok kötü. Yatak çarşafım canımı acıtıyor. Biri beni hafifçe okşadığında bundan usanıyorum, sinirlerim kopacak kadar geriliyor. Ve annem beni doktora götürdüğünde, sanki beni parçalara ayıracaklarmış gibi bir hisse kapılıp acı çekiyorum. En kötüsü, kendimi iyi hissetmemi sağlayacak şeyler yapma gücünden yoksunum.

Ne Anlama Geliyor?

Çocuğunuz, çok duyarlı, hasta, incinmiş ya da herhangi bir nedenden dolayı gerilim altında olduğu için önemli ölçüde yardıma ihtiyaç duyuyor olabilir. Bununla birlikte bir sorun, çocuğunuzu sakinleştiremediğiniz ya da ona yardım edeme­diğiniz zaman ortaya çıkar. Aranızdaki güven ilişkisini oluş­turan bağ, istediğinizden daha zayıf gelişmiş olabilir. Sonuç olarak çocuğunuz gereksinimlerinin karşılanıp karşılanma­yacağından kuşkulanmaya başlar. Fakat kabahat ne sizde ne de çocuğunuzdadır. Suçluluk duygusunu devreye sokan tüm fikirleri kafanızdan atın: Bu ilişkide kötü adamlar yoktur. Bir çocuk çeşitli nedenlerden dolayı yardıma gereksinim duyabilir:

Bazı çocuklar hissetmek, duymak, sezmek, tat almak, koku almak, ortalamanın üzerinde keskin görme duyusu­na sahip olmak bakımından diğerlerinden daha hassastır. Tüm yeni deneyimler çocuğun gerginleşmesine neden olur. Böylece çocuk, fiziksel ve duygusal sistemlerinin neredeyse biteviye saldırıya uğradığı hissine kapılır. Be­beğiniz duygularının ne kadar yoğun olduğunu çevresine bildirmek için tepki verir.
 

Çocuğunuz, yiyeceklere, acı çekmesine neden olan aler­jik maddelere, kalabalığa ve her türden sinir bozucu et­kene tepki verir. Sınırlı iletişim yeteneği yüzünden, kü­çük çocuğunuzun ağlamasına veya çığlık atmasına neyin sebep olduğunu kestirmek konusunda bir sıkıntınız olabi­lir. Zaman geçtikçe hem çocuğunuz hem de sizin sinirle­riniz ciddi ölçüde gerilir.
 

İlk altı ay içerisinde bir çok çocuğun başına gelen yaygın bir durum olan karın ağrıları, hem bebeğinizin hem de sizin ciddi biçimde gerilmenize neden olur. Ve her türlü hastalık çocuğunuzun rahat ve huzura kavuşmasını ve güven duygusunun oluşumunu engeller. Teşhis konul­duktan sonra bile bebeğiniz duygusal açıdan iz bırakan acı verici işlemlere katlanmaya zorlanabilir.


Bazı hastalıklara karşı bağışıklık kazandırmak amacıyla yapılan aşılar bile ona acı verebilir. Diğerleri, kuşkusuz fiziksel hassasiyetleri nedeniyle şiddetli acılar çekerken bazı çocuklar buna pekâlâ tahammül ederler.
 

Unutmayın; kimse çocuğunuzun canını acıtmak niyetiyle hareket etmez, ve doktor da iyi niyetli ve yapıcıdır. Ama her şeye karşın çocuğunuzun canı yanar. İlk on sekiz ay sü­resince çektiği acılar çocuğunuzun size ve çevresindeki dün­yaya olan güveninin oluşumuna zarar verir.
 

Bununla birlikte çocuklar çabuk iyileşirler ve belli koşul­lar altında büyük dertleri alt edebilirler. Çocuğunuzun çekti­ği acılar güven duygusunun inşa edilmesinin önündeki tek engel değildir. Aslında, esas engel onun rahatsızlığına sizin verdiğiniz tepkidir: Ona davranış biçiminizi nasıl ılımlı bir hale getirecek, ve sinirlendiğinde kendinizi nasıl hissedecek­siniz?
 

Sizi bir anne baba olarak çocuğunuza boş yere yardım etmeye çalışmaktan daha çok tüketen hiçbir şey yoktur. Çocuğunuzla aranızda kurduğunuz güçlü, doğal sevgi ilişkisi aynı derecede kuvvetli bir bağ yaratır. Ama ne yazık ki, aynı sevgi ilişkisi, çocuğunuza yardım edemediğinizde ya da yar­dım edebilecek gibi görünmediğinizde kendinizi daha kötü hissetmenize neden olur. Hayal kırıklığı ve çaresizliğiniz pa­nik sınırına varacak olursa şaşırmayın.
 

Çaresizlik duyguları zamanla kendinizden kuşkulanmanı­za yol açıp suçluluk duygusu yaratarak kolaylıkla aleyhinize dönebilir. "Sadece şunu, şunu yapsaydım bebeğim şimdi iyi olacaktı", diye düşünebilirsiniz. Sürekli, "Ona nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum" deyip durabilirsiniz. Dönüp dolaşıp aynı şeyleri söylemek sizi karmakarışık duygular içinde bıra­kabilir, panikletebilir, boğabilir.


Hatta çocuğunuzu aklınızdan çıkarıp atabilir ya da onu "kötü" olarak kabul edebilirsiniz—ki, bu da kafanızın karışmasına ve acı çekmenize neden olur. Siz daha iyi bilirsiniz. Çocuğunuzun kendi başının çaresine bakamadığını ve yal­nızca çektiği acıyı ifade ettiğini biliyorsunuz. Derin çaresizlik duyunuzun ve duyduğunuz öfkenin aranızdaki bağın bir so­nucu olduğunu kavrayın: Çocuğunuz ne hissediyorsa siz de onu hissedersiniz.


Bebeğinizin rahatsızlığını hemen gideremeyecek olsanız bile, rahatsızlığına vereceğiniz tepkiyi denetleyebilirsiniz. Çocuğunuza yanıt verme biçiminizin onun güven duygusu­nun gelişiminde çok kritik bir rol oynadığını bilin.

Çocuğu­nuz için önemlisiniz; ama diğer insanların onun gereksinim­lerini karşılayacaklarını da öğrenmesi gerekir. Kimi zaman çocuğunuzun gereksinimlerini karşılamak istemeyebilirsiniz, ama duygusal desteğinizi, fiziksel varlığınızı ve güven taze­leyici sözlerinizi esirgemeyebiliriz.
Yapmanız Gerekenler

Kendinize Dikkat Edin

Kendinize dikkat etmeniz gerek. Aksi halde kontrolünüzü kaybeder ve bebeğinize yardımcı olamazsınız. Size yardım edecek birilerini bulabilir, bir yetkiliye başvurabilir, kendini­ze güven telkin edebilir ya da bunda sizin bir suçunuz olma­dığını kendinize hatırlatabilirsiniz. Kendinize "Ben yanlış bir şey yapmadım", deyin.

Bir arkadaşınıza veya akrabanıza anne babalık görevini­zi bir süre için üstlenip üstlenemeyeceklerini sorduğunuzda tek ihtiyacınız olan şeyin bir ortaklık olduğunu keşfedebilir­siniz. Başınızı yıkamaya ya da bir uyku çekmeye gidecek olursanız bebeğinize "Seni şimdi bir süre için yalnız bırakı­yorum. Saat dört buçukta döneceğim ve sana daha fazla yardım edebileceğim", deyin. Bebeğiniz elbette zamanın ne anlama geldiğini bilemez, ama zamanı belirtmek ona bir rahatlık duygusu verir.

Çocuğunuzla Kalın.

Çocuğunuza onu bırakmayacağınızı söyleyin. Ona "Sen kendini iyi hissedene kadar burada kalacağım. Istırap çek­mene çok üzülüyorum", deyin.

Ardından kendinize, onun derdine deva olamasanız da yardım edebileceğinizi söyleyin: "Ona acı veren nedeni or­tadan kaldıramıyorum; ama yanında kalmakla da ona yar­dım edebilirim." Çocuğunuzun çektiği acıyı çekmeye çalışmayın. Kendinize "Acıyı çocuğum çekiyor. Onun yanında olaca­ğım, ama çektiği acıyı yaşayamam", diyerek içinizdeki acıyı söküp atın. Sonra da çocuğunuza "Güzelim, acını dindiremesem bile senin yanında olacağım", deyin.

Çocuğunuzun çektiği acıyı ifade etmesine izin verin. Çocuğunuzun ağlamasına ve avazı çıktığı kadar bağırmasına izin verin. Ona "Haykırabildiğin kadar yüksek sesle haykır; stresin azalsın. Hiç endişe etmiyorum. Ve insanların ne dü­şündüğü de umurumda değil. Bütün mesele, yanında oldu­ğumu, feryat etme ihtiyacı duyduğunu anlıyor olmam", de­yin. Çocuğunuz söylediklerinizi değilse de ne söylemeye ça­lıştığınızı anlayacaktır.

Çocuğunuza Ümit Verin.

Dürüstçe, "Biliyorum, şu anda kendini berbat hissediyor­sun, ama düzeleceksin", deyin. Ona, neler olduğunu anla­tın. Kullandığınız sözcükleri anlamasa bile, "Doktor şimdi kendini daha iyi hissetmen için uğraşıyor. Uzun sürmeye­cek", deyin. Ya da, karın ağrısı çeken bir çocuğu yürütmek­le meşgulseniz, ona "Şimdi yürüyoruz, yakında kendini da­ha iyi hissedeceksin", deyin.

Oto-kontrol Yeteneğinizi Gözden Geçirin.

Ne ölçüde düşüncesizce hareket ettiğinizi bilin ve duygula­rınızın ve davranışlarınızın kontrolünü kaybetmeksizin gerili­me hangi boyutlara değin katlanabildiğinizi dürüstçe tayin edin. Aşağı yukarı tüm anne babaların çocuklarına vurmayı düşünecek kadar sinirlendikleri anlar vardır. Fakat anne ba­baların çoğu çocuklarına vurmaz ya da onların canını acıt­mazlar.

Eğer sinirlerinizi kontrol edemiyorsanız, yorucu işlerle uğraşmayı bırakın. Eğer bir çocuğu kendi fikirlerinize uyma­ya zorlamakta haklı olduğunuzu hissediyorsanız, kendinize sizden çok daha dayanıksız ve çaresiz birine neden güç kul­lanma gereksinimi duyduğunuzu sormalısınız. Size böyle mi davranılmıştı? Bu tür durumlarda çevrenizden yardım iste­yin.

Yapmamanız Gerekenler

Kontrolünüzü kaybetmenize izin vermeyin. Yardıma fazlasıyla muhtaç bir çocuğa sahip olmak insanın sinirlerine dokunabilir. Çocuğunuzu şu veya bu şekilde dav­ranmaya zorluyor, ya da çocuğunuzu suçlamak ya da başı­nızdan atmak istiyorsanız, kendinize duygularınızın kontrol­den çıkıp çıkmadığını sorun. Çevrenizden yardım isteyin. Bir arkadaşınızı, ya da bir uzmanı arayın.

Otoriter bir görünümün sizi çocuğunuzdan ayırma­sına izin vermeyin.

Çocuğunuzun gerilimli anları boyunca mümkün olduğu ka­dar onun yanında bulunmalısınız. Aksi halde çocuğunuzun güven duygusuna yönelen tehdit ikiye katlanacaktır. Yalnız­ca çektiği acı ve rahatsızlık tarafından tehdit edilmekle kalmaz en büyük emniyet kaynağı ile olan bağlantısını da yani sizi yitirir. Profesyoneller, çoğu zaman eğer anne babalar ayak altında dolaşmazlarsa, çocukların kendi işlerini çok daha iyi yapacaklarına inanırlar. Çocukların, anne babaları ile birlikte iken işbirliğine daha az eğilimli oldukları kanısındadırlar. Bunların ikisi de doğrudur. Bununla birlikte, bir uzman her ne kadar teknik açıdan hassas, hünerli ve etkili bir iş çıkarsa da çocuğunuzun duyguları daha çok zedelenecek ve giderilmesi uzun süre alacak hasarlar ortaya çıkacaktır.

Unutmayın; çocuğunuzun korkusunu ve direncini, size güvendiği ve sizin yanınızda duygularını ifade etme güvencesi bulduğu için sergiler. Onun yanında bulunmadığınız zaman çocuğunuzun, tanımadığı insanlara karşı duyduğu korku, kendini nasıl hissettiğini sergilemesini engeller. Çocuğunuzun korkusu nedeni ile işbirliğine gerilimli bir biçimde yanaştığı durumlarda, yokluğunuz onun güven duygusunun uzun süre giderilmeyecek hasarlar görmesine neden olabilir.

Kendinizi Üzmeyin. Çocuğunuzu rahat hissettiremediğiniz zaman kendinizi üzmeyin. Başarısızlığınızın iyi bir anne baba olma yeteneğinden yoksun olduğunuz anlamına gelmediğini bilin.

İsterseniz Siz de Bu Makalemize Puan Verebilirsiniz.

Puan: 84/100 (158 Oy verildi)

En Çok Arananlar:
Yazar: Leylekler Getirdi
Google
Üye Giriş Paneli
Kullanıcı adı : Oturumumu sürekli açık tut
Şifre :
     
 
Mail ile paylaş

 

Psikoloji
Kategorisindeki Diğer Konular
  • Yorumlar
  • Benzer konular
Sağlık Hamilelik / Gebelik
    Sosyal Ağlar
  • Bizi Google+'da bulun
Leyleklergetirdi.com içeriği bilgi nitelikli olup bir sağlık uzmanı tarafından yapılan teşhis ve tedavi yerine geçmez.
©2010- 2019 Leyleklergetirdi.com Tüm Hakları Saklıdır.

Yeni Mesaj
Alıcı:
Konu:
Mesaj:
 
Sil Onay
dd
  
Sil Onay
dd