Durumunuzu Seçiniz.
>

 

Korku, gerçek ya da gerçek olmayan durum ya da tehlike karşısında aniden ortaya çıkan istenmeyen anti-sosyal bir davranıştır ve aslında organizmanın kendini korumak amacıyla gösterdiği normal bir tepkidir.   Çocuklar korku durumunda korktukları cisim kişi veya olaydan uzaklaşır; ağlar, bağırır, titrer, kalp ritmi hızlanır ya da bunun gibi değişikler gösterir.   Çocuklar kendinden daha kuvvetli ve zararlı olabileceğini düşündüğü cisim ,kişi, hayvan yada olaylardan korkarlar .Ve genelde korktukları varlıktan daha güçlü olduklarını düşündükleri zaman o varlığa karşı korkuları azalır yada tamamen kaybolur. Buna örnek olarak, uzaktan su tabancısını görüp korkan çocuğun onu tanıyıp kullandıktan sonra bir korkusunun kalmaması ya da kendinden daha büyük bi çocuktan korkan çocuğun etrafında onu koruyacak biri olduğunda bu korkusunun azalması verilebilir.   Genel olarak cinsiyete ve yaş grubuna göre korkular değişiklik gösterebilir. Küçük çocuklar büyük çocuklardan ve kızlar erkeklerden daha çok korkarlar ve korkularını daha rahat ifade ederler.   Yenidoğan döneminde çocukların pek çok korkuları vardır bunlar doğuştan gelmiştir ve refleks hareketleridir. Bebekler ancak 3 aydan sonra korkuyu algılayabilir ve bunlara tepki gösterebilir. Bu tepkiler genellikle ağlama ve titreme gibi hareketlerdir.   Süt çocukluğu döneminde başlıca korku kaynakları, fiziksel desteğin kaybolması, beklenmedik şekilde ortaya çıkan ve çocuğun daha önce karşılaşmadığı yabancı durumlardır.   1-3 yaş çocuklarında işitsel, görsel ve hareketle ilgili ve kişisel korkular ön plandadır. Bu yaş çocukları büyük arabalardan, kamyonlardan, tırlardan ,bu araçların seslerinden,gök gürültüsünden,şimşekden yağmurdan, fırtınadan, elektrik süpürgesinden, sesli çalışan aletlerden bazen çok yüksek sesle konuşan kişlilerden kokarlar. Bu yaş çocukları alışık olmadıkları durumlardan da korkarlar; farklı bir odada ve evde kalmaktan da korkarlar.   4 yaş çocuklarında da işitsel korkular ön plandadır.Siren seslerinde, telefon sesinde, zil sesinden kaba sesli insan seslerinden çok korkarlar. Hayvanların çıkardıkları sesler de bu yaş çocuklarına korkunç gelebilir.   5 yaş çocuklarında kısmen korkular azalır fakat gizemli şeylerden korkmaya devam ederler. Evin karanlıkta kalan bir köşesi ya da karanlıkta evin içinde dolaşıp, merdiven inip-çıkmak onlar için hayli korkunçtur.   6 yaşındaki bir çocuk artık soyut kavramlardan haberdar olmaya başlar ama tam olarak algılayamadığı için özellikle cin, şeytan, peri, büyücü gibi doğa üstü varlıklardan korkarlar.   3-6 yaş grubu çocukları büyük alanlardan, ormandan ve özellikle kaybolmaktan çok korkar. Ayrıca bu yaş çocukları geceleyin anne-babalarından ayrı kaldıklarında terk edilmekten de korkar. Anne-babasının bir daha geri dönmeyeceğini düşünebilir. Kendilerine ağrı ve acı verecek kişi ve objelerden de korkarlar. Gerekmedikçe bu yaş çocuklarını hastanelere götürmemek ve acı çeken hastalarla karşılaştırmamak daha iyidir. Herhangi bir olay çocukta hastane ve doktor korkusu oluşmasına neden olabilir.   7 yaş çocuklarında korkular gittikçe azalmıştır fakat karanlık korkusu, hayali kişilerin ve doğaüstü varlıkların korkusu hâlâ devam edebilir. Özellikle geceleri dolabın içinde veya yatağın altında birinin olma ihtimali üzerinde çok düşünürler ve bazen buna inanırlar.   Bu yaşlardan sonra çocuklarda korkular giderek azalmaya ve artık gerçek bir nedene yönelmeye başlar. Artık çocuklar için daha kişisel ve sosyal korkular söz konusudur. Okula geç kalma, ödevini yapmama, başarısızlık,ceza ve arkadaşlarıyla ilgili korkular daha sık görülür.Toplumdaki suçlu bireyler de çocuklar için korku nedenidir.   Korku oluşmuna neden olan çeşitli temel faktörler vardır. Bunlardan biri korku koşullanmasıdır. Çoğumuz korku koşullaması türünde deneyimler geçirmişizdir. Bu korku ve deneyimler, çevremizle sağladığımız uyumun tabanını oluşturur.   Korku koşullanmasıyla ilgili psikolojide 11 aylık Albert bebek deneyi, çok ünlü bir örnektir. Bu deneyde başlangıçta Albert'e beyaz bir tavşan gösterilir. Bebek tavşana karşı sevinç gösterisinde bulunur ve hiçbir korku belirtisi göstermez. Daha sonra beyaz bir at gösterilir ve şiddetli bir ses çıkartılarak bu, birkaç kez tekrar edilir. Bundan sonra Albert’e beyaz tavşan gösterildiğinde sadece dış görüntüsünden bile çok korkar ve hatta beyaz sakallı insanlardan da korkar. Bu örnekte olduğu gibi boğulma tehlikesi geçiren bir çocuğun suya karşı şiddetli bir korku geliştirmesi de sık sık görülür.   Koşullanmanın yanı sıra anne-babayı örnek alarak onların korkularından korkmak şeklinde ya da anlatılan öykülerden simgesel olarak da korku geliştirilebilir. Örneğin, bazı çocuklar Kırmızı Başlıklı Hız masalındaki Kurt'tan korkarlar. Bazı çocukların karanlık korkusunun arkasındaki neden, çocuklara anlatılan, geceleri çocuk kaçıran canavar olabilir.   Diğer bir faktörde çocuğun dünyayla iligili gelişen algısıdır.   Çocuklarda korkuda çevresel faktörler ve aile davranışları çok önemlidir. Aileler bilerek veya bilmeyerek çocuklarda korkuya neden olabilir. Bu yüzden aileler dönemsel çocuk korkularını bilip bunlara önlem almalıdır. Örneğin, evde saç kurutma makinasının sesinden korkan bir çocuk varsa onun yanında bu makinayı kullanıp, onda bir tepkinin oluşmasına neden olmak ve tedirgin bir yapı kazandırmak son derece yanlıştır. Makinayı onun duymayacağı bir zamanda ve yerde kullanmak ya da bu sese yavaş yavaş alışmasını sağladıktan sonra kullanmak en iyisidir. Çevre ve aile faktörü çocuktaki korkunun azalıp yok olmasına ya da yetişkin olana kadar devam etmesine, hatta bazen ömür boyu onunla kalmasına neden olabilir.   Ailelerin çoğu zaman kullandığı "Eğer şöyle yapmazsan polis gelecek seni götürecek","Böyle olmazsa baban seni sevmeyecek" gibi koşullu tehditler, çocuklarda korkunun artmasına neden olur.   Bunun gibi aileler tarafından bilinçli ya da bilinçsiz olarak cezalandırma, aşırı beklenti ,aşırı koruma, aşırı baskı gibi sık kullanılan bazı davranışlar,  çocuklarda korkuların artmasına neden olabilir.   Çok cezalandırılan bir çocuk ailesinin onu sevmediğini düşünebilr fakat bir çocuk her zaman ailesinin sevgi ve merhametine ihtiyaç duyar. Bu, onda çeşitli korkulara taban oluşturabilir ya da kendisini değersiz hissetmesine neden olabilir.   Özgür çocukların baskı altındaki çocuklardan daha az korkuları vardır. çocukların bazı şeyleri tanımasına izin vermeliyiz. Sürekli "çok konuşma,onu elleme, oraya gitme,çek elini!" gibi sözler söylemekten kaçınmalıyız.   Korkularını azaltmak için çocuklara yardımcı olabileceğimiz yöntemler de vardır. Çocuklar iyi bildikleri şeylerden daha az korkar. Çocukların korktukları şeyi tanıtmaya çalışabiliriz.   Aynı zamanda çocuğun zaten korktuğu bi olay karşısında etrafındakilerin de aynı ya da daha fazla tepkiyi göstermeleri, korkunun artmasına veya yerleşmesine neden olabilir. Bu yüzden çocuğun korktuğu olay, hayvan veya cisim karşısında daha sakin davranmak, olayı korkulmayacak şekilde anlatmak veya hayvanı sevdirmek denenebilir.   Çocuğun korkularını saklaması da korkularını kendi kendine abartmasına ve korkunun artmasına neden olabilir. Bu yüzden korkularını dile getirmesi için cesaret vermeli, onunla yüzleşmesini sağlayabiliriz.

 

İsterseniz Siz de Bu Makalemize Puan Verebilirsiniz.

Puan: 78/100 (103 Oy verildi)

En Çok Arananlar:
Yazar: Leylekler Getirdi
Google
Üye Giriş Paneli
Kullanıcı adı : Oturumumu sürekli açık tut
Şifre :
     
 
Mail ile paylaş

 

Psikoloji
Kategorisindeki Diğer Konular
  • Yorumlar
  • Benzer konular
Sağlık Hamilelik / Gebelik
    Sosyal Ağlar
  • Bizi Google+'da bulun
Leyleklergetirdi.com içeriği bilgi nitelikli olup bir sağlık uzmanı tarafından yapılan teşhis ve tedavi yerine geçmez.
©2010- 2014 Leyleklergetirdi.com Tüm Hakları Saklıdır.

Yeni Mesaj
Alıcı:
Konu:
Mesaj:
 
Sil Onay
dd
  
Sil Onay
dd